2008 finansal krizinin toz dumanı dağıldığından beri, küresel ekonominin derinliklerinde sessiz ama devasa bir dönüşüm yaşanıyor. Novara Media’nın popüler programı “Do Your Own Research” kapsamında Richard Hames ile bir araya gelen Guardian yazarı ve araştırmacı Hettie O’Brien, modern dünyanın yeni sahiplerini deşifre etti. O’Brien, yeni kitabı “The Asset Class: How Private Equity Turned Capitalism Against Itself” (Varlık Sınıfı: Özel Sermaye, Kapitalizmi Nasıl Kendi Aleyhine Çevirdi?) üzerinden yaptığı analizlerde, özel sermaye şirketlerinin (private equity) artık sadece birer finansal aktör değil, yaşamın her anını kontrol eden “görünmez efendiler” haline geldiğini savunuyor.
Krizin En Büyük Kazananları: “Kelepir” Dünyayı Satın Almak
Söyleşide öne çıkan temel argüman, özel sermaye fonlarının finansal krizden bu yana nasıl dizginlenemez bir güce ulaştığı üzerine kurulu. O’Brien’a göre, kriz sonrası ortaya çıkan düşük faiz ortamı ve varlık fiyatlarındaki düşüş, bu devasa fonlar için eşi benzeri görülmemiş bir fırsat yarattı. “Gizli odalarda yapılan anlaşmalar” artık bir komplo teorisi olmaktan çıkıp, ekonominin ana motoru haline geldi. Bu şirketler; köklü mağaza zincirlerinden bakım evlerine, çocuk kreşlerinden oturduğunuz konutlara kadar her şeyi “kelepir” fiyatlara toplayarak devasa portföyler oluşturdular.
Beşikten Mezara: Her Şey Birer “Varlık Sınıfı”
O’Brien’ın en sarsıcı tespiti, özel sermayenin hayatın en mahrem ve temel alanlarına sızma biçimi oldu. Söyleşide, insanların doğumundan ölümüne kadar geçen her evrenin nasıl birer kâr merkezine dönüştürüldüğü anlatıldı. Çocukların gittiği kreşler, gençlerin çalıştığı ofisler ve yaşlıların son günlerini geçirdiği bakım evleri artık aynı finansal mantığın, yani “varlık sınıfı” (asset class) yaklaşımının birer parçası haline gelmiş durumda. Bu durum, kamu hizmeti veya insani bir ihtiyaç olması gereken alanların, kısa vadeli kâr maksimizasyonu hedefleyen fon yöneticilerinin elinde erimesine yol açıyor.
Kapitalizmin Kendi Mezarını Kazması
Kitabın başlığında da belirtildiği gibi, O’Brien özel sermayenin kapitalizmi “kendi aleyhine” çevirdiğini iddia ediyor. Geleneksel kapitalist modelde en azından bir üretim ve istihdam sürekliliği hedeflenirken, özel sermaye mantığı varlıkların içini boşaltarak finansal mühendislikle değer yaratmaya odaklanıyor. Yazara göre bu süreç, kapitalizmin kendi sürdürülebilirliğini yok eden bir “mezar kazıcı” rolü üstlenmesine neden oluyor. Ekonomik değer üretmek yerine, mevcut varlıkları borçlandırarak ve operasyonel maliyetleri (genellikle işçi ücretleri ve hizmet kalitesi) kısarak sağlanan kârlar, uzun vadede toplumsal ve ekonomik bir yıkımı tetikliyor.
Siyasi Deprem: Özel Sermaye ve Aşırı Sağın Yükselişi
Hettie O’Brien ile gerçekleştirilen bu derinlemesine söyleşide madalyonun diğer yüzü, yani siyasi sonuçlar da masaya yatırıldı. O’Brien, özel sermayenin yarattığı bu ekonomik tahribat ile aşırı sağın yükselişi arasında kopmaz bir bağ olduğunu savunuyor.
Söyleşide vurgulanan dikkat çekici noktalar şunlar:
- İki Partili Sistemin Sonu: Geleneksel siyasi yapıların zayıflamasıyla birlikte oluşan boşluğu sermaye odakları dolduruyor.
- Milyarderlerin Finansmanı: Geleneksel merkez siyasetin güven kaybetmesiyle birlikte, bazı milyarderlerin aşırı sağ hareketlere ve radikal siyasi oluşumlara “müstehcen” miktarlarda para akıttığı ifade ediliyor.
- Güvensizlik ve Radikalleşme: İnsanların barınma, bakım ve iş güvencesi gibi en temel haklarının finansal birer oyuncağa dönüşmesi, kitleler arasında büyük bir öfke ve güvensizlik yaratarak popülist söylemlerin zeminini güçlendiriyor.
Bağımsız Medya: “Gerçek Bir Alternatif Şart”
Haberin kaynağı olan Novara Media, bu tür derinlemesine analizlerin ana akım medyada yer bulamadığına dikkat çekiyor. Söyleşinin sonunda yapılan çağrıda, milyarderlerin medya üzerindeki etkisini kırmak için bağımsız gazeteciliğin desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. “Farklı bir siyaset için yeni bir medya inşa etme” hedefiyle yola çıkan platform, özel sermaye ve büyük finans odaklarının halkın cebinden ve geleceğinden çaldığı gücü geri almanın yolunun, halkın finanse ettiği dürüst gazetecilikten geçtiğini belirtiyor.
Bu geniş kapsamlı söyleşi, özel sermayenin sadece borsa sayfalarındaki rakamlardan ibaret olmadığını; aksine soframızdaki ekmekten, çocuklarımızın eğitimine ve yaşlılarımızın onuruna kadar her şeyi tehdit eden sistemik bir sorun olduğunu kanıtlıyor.
KAYNAK: Richard Hames / Novara Media
