Batı hegemonyasının sonu ve medyanın hakikat krizi

Tarih:

“Gazetecilik artık halkın sesi mi yoksa iktidarın ‘halkla ilişkiler’ ofisi mi? Ünlü tarihçi ve yazar Pankaj Mishra, Anglo-Amerikan medyasının Gazze sınavında nasıl sınıfta kaldığını, gazetecilerin ‘seçkinler sınıfı’ ile kurduğu tehlikeli yakınlığın hakikati nasıl boğduğunu ve Batı merkezli dünya düzeninin entelektüel çöküşünü çarpıcı bir perspektifle değerlendiriyor.”

Günümüzde ana akım medya, yalnızca taraflı olmakla kalmayıp, izleyicilerini kasten bir kafa karışıklığı içinde tutacak şekilde mi tasarlanıyor? Ünlü tarihçi ve yazar Pankaj Mishra, Novara Media’dan Aaron Bastani ile yaptığı kapsamlı söyleşide bu soruyu odağa alarak, Anglo-Amerikan medyasının “dişsiz” hale geldiğini ve Batı hegemonyasının entelektüel olarak iflas ettiğini ileri sürüyor.

Mishra’ya göre, özellikle Gazze’deki soykırım süreci, liberal yayınların ve ana akım kurumların güvenirliğinde geri dönülemez bir kırılma yarattı. Mishra analizinde, Batı’nın sömürgeci geçmişinden bugünkü neoliberal çöküşüne, Çin’in yükselişinden medyadaki sınıf dayanışmasına kadar geniş bir perspektif sunuyor.

Dişsiz Gazetecilik: Güce Yakınlık ve Sınıf Dayanışması

Britanya medyasının güçlü figürlere yakın olma arzusunun, gazeteciliği “tamamen etkisiz” (toothless) bir hale getirdiğini savunan Mishra’ya göre, günümüzün siyasi gazeteciliği, iktidar sahipleriyle mesafesini korumak yerine onlarla aynı sosyal çevrelerde dönen, aynı okullardan mezun olan bir sınıfın elinde.

Bu durumun en somut örneği Gazze konusundaki haber dilinde görülüyor. Mishra, İsrail’e yönelik eleştirilerin bu “seçkin çevrelerden” dışlanma riski taşıdığını, bu korkunun da gazetecileri “korkak ve teslimiyetçi” (craven and cowardly) kıldığını belirtiyor. Gazeteciler artık 1960’lardaki gibi suçları ifşa etmek yerine, üniversite arkadaşları veya sosyal çevrelerindeki kişilerin itibarını korumaya yönelik bir “örtbas” (cover-up) faaliyeti yürütüyor. Mishra, özellikle The Guardian gibi liberal yayınların bile bu “güce yakınlık” tuzağına düştüğünü ve cesaret eksikliği sergilediğini vurguluyor.

İLGİLİ YAZI :  ABD’deki aşırı sağ, Avrupa’ya bir işgal hazırlığı içinde

Batı Mitlerinin Çöküşü: “Bizim Şimdimiz Sizin Geleceğinizdir” Yanılsaması

Mishra’nın analizinde Batı hegemonyasının temelini oluşturan entelektüel kibir önemli bir yer tutuyor. On yıllar boyunca Batı, dünyanın geri kalanına “Bizim şimdimiz, sizin geleceğinizdir” mesajını verdi. Bu mesaj, her toplumun Anglo-Amerikan modeline benzemek zorunda olduğu varsayımına dayanıyordu. Ancak Mishra’ya göre, 1980’lerden itibaren hakim olan neoliberal Amerikanlaşma ve küreselleşme dayatması artık sona erdi.

Çin’in yükselişi bu noktada en büyük kırılmayı temsil ediyor. Batılı elitlerin Çin’in teknolojik ve ekonomik başarısı karşısında yaşadığı “şaşkınlık” (bewilderment), aslında derinlere kök salmış bir emperyalist düşünce mirasının sonucu. Batı medyası, Çinli aydınları yalnızca “muhalifler” üzerinden gördü, oradaki dinamik entelektüel hayatı ve toplumsal kalkınma modelini görmezden geldi. Bugün Batı, kendi ekonomik sisteminin başarısızlıklarını aşırı sağ demagojilerle, göçmenleri veya azınlıkları suçlayarak örtmeye çalışırken; Çin, devlet kontrolündeki kapitalizm ve kamu yatırımlarıyla çok daha tutarlı bir ulus devlet modeli sergiliyor.

Toplumsal Çürüme ve Neoliberal Bireycilik

Mishra, 1980’lerdeki Thatcher devriminden bu yana Batı toplumlarının “kolektif refah” fikrinden uzaklaşarak “neoliberal bireyciliğin” pençesine düştüğünü savunuyor. Bu durum, sosyal uyumu bozarken bireyleri derin bir öz-nefret ve kıskançlık sarmalına itti. Bastani ise bu durumu Britanya’daki “bağımlılık patlaması” (telefon, kumar, porno, vaping) üzerinden örneklendiriyor ve bunu anlamlı bir kolektif varoluşun yokluğunun bir sonucu olarak nitelendiriyor.

Buna karşılık, İran ve Çin gibi ülkelerin, siyasi bölünmelere rağmen hala bir “ulusal topluluk” ve “kolektif refah” fikrine sahip olmaları, onları Batı’nın korozyona uğramış sosyal yapısından daha dayanıklı kılıyor. Mishra, Batı’daki aşırı sağın bile bazen bu ülkelerdeki “ulusal bütünlüğe” gıpta ile baktığını gözlemliyor.

Yeni Bir Yol: Equator Dergisi ve Hakikatin Onuru

Mishra, ana akım medyanın yetersizliklerine ve “hastalıklı” yapısına karşı bir yanıt olarak Equator dergisini kurduklarını açıklıyor. Bu projenin amacı, ana akım medyada yeterince temsil edilmeyen küresel Anglofon entelijansiyasına ses vermek ve “hakikat, araştırma ve eleştirel düşünceye onurunu geri kazandırmak”.

İLGİLİ YAZI :  Verilerimizi çalıyorlar, demokrasimizi çalıyorlar

Mishra’ya göre, ana akım yayın organları abone tabanlarını veya reklam verenlerini kaybetme korkusuyla ideolojik hatalarından dönemiyor. Bu nedenle, dünyayı Batı merkezli olmayan bir perspektifle açıklayacak yeni kurumlara ihtiyaç duyulmuyor. Yazara göre, 1919 Paris Barış Konferansı’ndaki dışlanma gibi, bugün de küresel güneyin halkları kendi dünya görüşlerini yeniden kalibre ediyor.

Edebiyatın Rolü ve Sınıf Deneyimi

Röportajın sonunda Mishra, edebiyatın da bu krizden muaf olmadığını belirtiyor. Günümüz Britanya ve Amerikan edebiyatının “kurumsallaştığını” ve yazarların gerçek hayat deneyiminden yoksun, steril yaratıcı yazarlık okullarından yetiştiğini söylüyor. Bu profesyonelleşme, yazarlar ile dünya arasına bir engel koyuyor ve toplumsal sınıfların aşağı doğru hareketliliğini veya yoksulluğu anlatan eserlerin eksikliğine yol açıyor.

Karanlık Zamanlarda Düşünmek

Pankaj Mishra’nın analizi, Batı’nın yalnızca askeri veya ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve entelektüel bir otorite kaybı yaşadığını gösteriyor. Medyanın bu çöküşü gizlemek için kullandığı “klişeler dokusu” artık dikiş tutmuyor. Gazze’den Ukrayna’ya, Çin’in yükselişinden neoliberalizmin yıkımına kadar her şey, Batı’nın kendisini yeniden tanımlaması gerektiğini, aksi takdirde kurguladığı yanılsamalar dünyasında hapsolacağını kanıtlıyor. Bu süreçte, Equator gibi bağımsız platformlar, kafa karışıklığı tasarlayan medyaya karşı bir panzehir olma iddiası taşıyor.

KAYNAK: Novara Media

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Paylaş:

Abone Ol

spot_imgspot_img

Popüler

İlginizi Çekebilir
İlginizi Çekebilir

Kapitalist ekonomi teorisinin yıkılması devrime yol açabilir mi?

İktisat teorisi sadece rakamlardan mı ibaret, yoksa sınıf mücadelesini...

‘Zenginler vergilendirilmezse orta sınıf tamamen çökecek’

İngiltere'de son yılların en hararetli ekonomik tartışması, eski bir...

Yapay zeka, insanlığın bir ürünüdür, sahibi insanlık olmalı

Yapay zeka, tüm dünyanın yaratıcı çabalarının üzerine inşa edildi....

Verilerimizi çalıyorlar, demokrasimizi çalıyorlar

Küresel ölçekte tanık olduğumuz demokratik çöküşün sorumlusu, bir grup...