Michael Hudson: ABD-İran savaşı dünyayı 1930’lardan daha kötü bir buhrana sürükleyecek

Tarih:

Dünyaca ünlü ABD’li iktisatçı Profesör Michael Hudson, Norveçli siyaset bilimci Profesör Glenn Diesen’a verdiği mülakatta, tırmanan Ortadoğu savaşının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerini değerlendirdi. Hudson, Washington’ın küresel enerji ve finans piyasaları üzerindeki kontrolü kaybetmemek adına dünyayı bilinçli bir kaosa sürüklediğini, bu sürecin 1930’lardaki Büyük Buhran’ı geride bırakacak finansal bir çöküşe yol açacağını vurguladı.

Küresel ekonominin yapısal krizleri, enerji koridorlarındaki askeri gerilimler ve ABD hegemonyasının sınırları, dünya çapında tanınan iktisatçı Profesör Michael Hudson tarafından masaya yatırıldı.

Norveçli siyaset bilimci Profesör Glenn Diesen’ın programına konuk olan Hudson, Ortadoğu’da tırmanan savaşın ve Washington’ın enerji kaynaklarını silahlandırma stratejisinin küresel ekonomide geri dönülemez bir kırılma yarattığını belirtti.

Hudson, askeri ve ekonomik çatışmaların perde arkasını anlatırken, küresel finans sisteminin ve uluslararası kurumların mevcut yapısıyla artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini vurguladı.

Savaş olmasa dahi enerji fiyatlarının bu yılın sonuna kadar çok yüksek seviyelerde seyredeceğini belirten Hudson, yaklaşan askeri çatışmaların bu süreci çok daha yıkıcı bir boyuta taşıyacağını ifade etti.

ABD’deki mevcut siyasi dengelerin diplomatik bir çözümü imkansız kıldığını kaydeden Hudson, “ABD Kongresi’ndeki aşırı sağcı, yeni muhafazakar, Rusya, Çin ve İran karşıtı hava nedeniyle, müzakerecilerin İran ile varabileceği herhangi bir anlaşmanın uygulamaya konulması zaten mümkün değildir. İran geçmişte ABD tarafından o kadar çok kez kandırıldı ve ABD sözünden o kadar çok geri döndü ki, karşılığında peşin bir şey alana kadar hiçbir taviz vermeyecektir” dedi.

Hudson, Washington’ın İran’a ait milyarlarca dolarlık banka fonuna ve istikrarlı kripto para varlıklarına yasa dışı yollarla el koyduğunu hatırlatarak, bu durumun küresel yatırımcılar için ABD finansal sistemini tamamen güvensiz hale getirdiğini ekledi.

“Dünya 1930’lardan daha kötü bir buhrana sürüklenecek”

Savaşın yaratacağı arz kesintilerinin küresel sanayi üzerinde zincirleme bir çöküş başlatacağını öngören Hudson, enerji kartellerinin hesaplamalarına dayanarak petrol fiyatlarının varil başına 150 ila 160 dolar seviyesine fırlayacağını öngördü.

İLGİLİ YAZI :  Kapitalizm kendisiyle birlikte serbest seçimleri de yok ediyor!

Bu durumun tarım ve kimya sektörlerini doğrudan vuracağını belirten Hudson, “Bu durum, petrol, gübre, kükürt, kimyasallar ve helyumda öyle bir kıtlık yaratacak ki, dünya 1930’lardakinden daha kötü bir buhrana sürüklenecektir. Fiyat artışları Asya, küresel güney ve Avrupa genelindeki kimya endüstrilerinin büyük kısmının kapanmasına neden olacak, gübre ihracatını engelleyecektir. Yaz mevsimindeki aşırı hava koşullarıyla birleştiğinde, gıda fiyatları fırlayacak ve sanayiler kapanacaktır” uyarısında bulundu.

Sanayideki kapanmaların petrol talebini düşürerek fiyatları geçici olarak 120-130 dolar bandına çekebileceğini aktaran iktisatçı, asıl tehlikenin borç yükü altındaki şirketlerin iflasıyla başlayacak finansal kriz olduğunu kaydetti.

Batı ekonomilerinin aşırı derecede borçlandırıldığını ve bankaların artık faiz ödemelerini fonlamak için yeni krediler açmaya yanaşmadığını belirten Hudson, sistemin bir saadet zincirine dönüştüğünü ifade etti.

2008 yılındaki küresel finansal krize neden olan teminatlandırılmış borç yükümlülükleri ve kumar benzeri finansal türev araçların bugün yeniden piyasayı esir aldığını söyleyen Hudson, “2008 sonundaki bankacılık krizine ve sigorta şirketlerinin çöküşüne neden olan casino kumarının bir tekrarını yaşıyoruz. Ancak bu kez, merkez bankalarının sadece daha fazla kredi yaratarak Avrupa’dan ABD’ye uzanan bu finansal depresyondan çıkmasının hiçbir yolu yoktur çünkü ekonomiler zaten gırtlağına kadar borçlanmıştır” tespitini yaptı.

“Rusya’ya karşı Minsk Anlaşmaları’ndaki oyalama taktiği bu kez işe yaramıyor”

Washington’ın askeri stratejilerini geçmişteki diplomatik oyalama taktiklerine benzeten Hudson, Kiev yönetimini silahlandırmak için zaman kazanma amacı taşıyan Minsk Anlaşmaları ile bugünkü ateşkes çağrıları arasında doğrudan bir paralellik kurdu.

Ancak bu kez zamanın ABD’nin aleyhine işlediğini savunan Hudson, “Minsk Anlaşması’nda amaç, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün Rusya ile savaşması için Ukrayna’yı yeniden silahlandırmasını sağlamaktı. Oyalama taktiği ABD ve onun uydularının tarafındaydı. Fakat bu kez zaman ABD’nin tarafında değil çünkü ABD tüm donanmasını oraya yığdı, yakıt ikmal uçakları hazır bekliyor. İranlılar ise bu süreci Rusya ve Çin ile diplomatik bağlarını düzenlemek ve askeri hazırlıklarını tamamlamak için kullandı” dedi.

İLGİLİ YAZI :  Zohran Mamdani: Umut Yaşıyor

Uluslararası hukukun fiilen ortadan kalktığını ve Birleşmiş Milletler’in işlevsizleştiğini belirten Hudson, ABD’nin kendi çıkarları doğrultusunda uluslararası sularda ve ticaret yollarında serbestçe saldırganlık uyguladığını ifade etti.

Hürmüz Boğazı’nda barışçıl faaliyetlerde bulunan yerel balıkçı teknelerine yönelik ABD saldırılarını örnek gösteren Hudson, “Büyük resme baktığımızda uluslararası bir hukuk kalmamıştır, özellikle de deniz hukuku yoktur. Sivil olan her şey askeri bir tehdit gibi sunuluyor, tıpkı İsrail’in kendini savunma bahanesiyle tüm Filistinlileri düşman ilan edip öldürme hakkı iddia etmesi gibi. Bu kurgu, tüm ABD tarafınca ve Avrupa basınında tekrarlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Batı dışı dünya yeni bir Birleşmiş Milletler kurmak zorunda”

Mevcut küresel kurumların ABD vetosu ve Avrupa uydularının baskısıyla felç edildiğini vurgulayan Profesör Hudson, dünya barışı ve istikrarı için tamamen bağımsız yeni bir küresel örgütlenmenin kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Batı dışı dünyanın bu yönde adımlar atması gerektiğini belirten Hudson, “Eğer barışa giden bir yol inşa edeceksek, ABD’den bağımsız, yeni bir Birleşmiş Milletler oluşturmak zorundayız. Böyle bir örgütün öncü üyeleri Çin, Rusya ve İran olacaktır” dedi.

Batı ittifakının faşizan eğilimleri yeniden canlandırdığını ve Ukrayna ile Gazze’deki krizlerde ırkçı söylemlerin kurumsallaştığını ifade eden Hudson, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından mahkum edilen ideolojilerin bugün bizzat ABD ve ortakları tarafından desteklendiğini belirtti.

Hudson, “İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda medeniyet ilkelerine saldırı olarak görülen ne varsa, bugün ABD destekli bir şekilde yeniden canlanıyor. ABD, Almanya, Avrupa Birliği ve İngiltere, saldırı altındaki ülkelerin uluslararası hukuk korumasından mahrum olduğunu ilan etmiş durumdadır. Adeta dünya İkinci Dünya Savaşı’nı en baştan savaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Enerji egemenliği ABD dış politikasının anahtarıdır”

ABD’nin son bir asırdır yürüttüğü büyük stratejinin temelinde küresel petrol ticaretini kontrol etmek yattığını açıklayan Hudson, geçmişte savunma bakanlığı ve diğer devlet kurumlarıyla yaptığı çalışmalara atıfta bulundu.

İLGİLİ YAZI :  Trump'ın İdeologlarından Peter Thiel: Demokrasiye Güvenilemez!

ABD’nin diğer ülkelerin alternatif enerji kaynaklarına erişimini engellemek için her türlü sabotajı meşru gördüğünü dile getiren Hudson, “Donald Trump yönetimi, dış politikamızın petrolün kontrolüne dayandığını, eğer diğer ülkelerin petrolünü kontrol edemezsek onların petrol tesislerini yok edeceğimizi açıkça söyledi. Rusya ve Çin’e karşı ABD ittifakına katılmayan ülkelerin gazını, petrolünü, tarımını ve kimya sanayisini kapatabilmek için uluslararası petrol ticaretini silahlandırmaktan başka çareleri yoktur” dedi.

Hudson, Kuzey Akım boru hattının imha edilmesinin, Venezuela’ya yönelik yaptırımların ve İran üzerindeki baskıların bu stratejinin doğrudan sonuçları olduğunu ekledi.

ABD’nin artık endüstriyel veya finansal bir güç olarak rekabet edemediğini, bu yüzden tek gücünün kaos yaratmak olduğunu belirten ekonomist, Washington’ın yeşil enerji dönüşümünü engellemek için de rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarını sabote ettiğini, Avrupa’yı kendi sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatına bağımlı kılmaya çalıştığını ifade etti.

“Avrupa kendi ekonomik intiharını gerçekleştiriyor”

Avrupa’nın mevcut siyasi lider kadrosunun ABD’nin taleplerine tamamen boyun eğdiğini ve bunun kıta için tam bir ekonomik yıkım anlamına geldiğini söyleyen Hudson, Fransa, İngiltere ve Almanya’daki hükümetlerin tamamen Washington’ın kontrolünde birer müşteri devlete dönüştüğünü kaydetti.

Bu durumun Avrupa’nın endüstriyel rekabet gücünü tamamen sıfırlayacağını belirten Hudson, “ABD, kendi sanayisi artık rekabetçi olmadığı için ticaret ortaklarının da rekabetçi olmamasını garanti altına almaya çalışıyor. Bunun sonucu olarak, ABD yörüngesindeki ülkeler bir seçim yapmak zorunda kalacak. Avrupa, sanayisini ABD’ye mi taşıyacak yoksa Çin’e mi kaydıracak? Önemli olan şu ki, tüm bu sanayi Avrupa dışına çıkıyor. Avrupa, bu süreçte fiilen ekonomik intiharını gerçekleştirmektedir” dedi.

Gelecekteki savaşların artık işgal ordularıyla değil, füzeler, bombalar ve insansız hava araçlarıyla yürütülen yıkım savaşları olacağını belirten Hudson, hiçbir ülkenin bir diğerini işgal edecek askeri kapasiteye sahip olmadığını ve işgallerin artık çalışmadığını vurgulayarak sözlerini tamamladı.

KAYNAK: Harici.com.tr

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Paylaş:

Abone Ol

spot_imgspot_img

Popüler

İlginizi Çekebilir
İlginizi Çekebilir

Günümüz Dünyasında Marksist Bir Kriz Teorisi

Bu söyleşi, Çin Sosyal Bilimler Akademisi tarafından 2025 yılında...

Kapitalizmi reforme etmek yeterli değil

Sınıf uzlaşması dönemi asla geri gelmeyecek. Ciddi bir demokratik...

Kapitalizm kendiliğinden çökmez

Kapitalizmin tekrarlayan krizleri, uzun zamandır kaçınılmaz sonuna dair tahminleri...

Tekno-otokrat Theil zenginlerin gazetecileri hedef alması için yapay zekayı kullanacak

Milyarderlerin desteklediği tartışmalı bir yapay zeka girişimi, zenginlerin hoşlarına...